şampuan kokusunun hatırlattıkları….


duştan çıktım aklımda kumburgaz’daki yazlık yıllarım. sebebiyse şampuanımın kokusu.

hayatımın en tasasız, en mutlu günleriydi o günler. balkonun altından bağırarak geçen simitçiye uyanırdım sabahları. rahmetli annem çoktan kalkmış, çayı demlenmiş, masayı hazırlamış olurdu. alelacele yapardım kahvaltıyı. sonrasında altıma çektiğim bir şortla yalın ayak atardım kendimi kuma.

öyle denizle işimiz olmazdı bizim. haytalık peşindeydik hep. bir aşağı bir yukarı sitenin içinde koşturup dururduk. ta ki kumun sessizleşmeye, gökyüzünün maviden kızıla çalmaya başladığı saatlere kadar. o zaman da kaleleri kurar, takımları seçer, canımız çıkıncaya dek bir topun peşinde koşturmaya devam ederdik. gün boyunca denize girmek bir tek o maçın sonunda gelirdi aklımıza. o da denizden çok hamam keyfi gibi olurdu. bir şampuan şişesi elde ele dolaşır marmara’nın sularında bütün takım saçlarımızı yıkardık. işte o şampuan kokusu hala burnumda.

akşam yemeklerimizin ardından siteden kopar kumburgaz’ı turlardık. en çok da lunaparka giderdik. ama gece boyunca her ne yaparsak yapalım son durağımız sitenin kumsalındaki banklar olurdu. elde çerez ve meşrubatla yapılan uzun sohbetlerle sonlanırdı gece. ve ertesi sabah aynı günü yaşamak için tekrar uyanırdık tam 3 ay boyunca….