mesela o dünyada, hanelerin sabah açılan kapıları akşam saatinde insanlar özeline çekilene kadar kapanmıyor, sokaklarda dolaşan bekçiler tanımadıklarına “kimsin, kime geldin?” diye soruyor. benim dünyamdaki Ataköy böylesine kalabalık bir yer değil. 5. kısım bile inşa edilmemiş henüz. sırf bizim arka bahçemizde 3 saha var. biri kafa gol, biri minyatür, biri de büyük kale maçlar için. bir ıslığa onlarca çocuk iniyor evlerinden. bahçesinden meyve yemediğin apartman yok. İstanbul’un göbeğinde yemediğim çeşit meyve yok.
gerçek dünyaya döndüğüm de görüyorum ki insanlar koca koca bloklarda karşı komşularının bile adını bile bilmeden, birbirine selam vermeden yaşıyorlar. bir ekranın kölesi olmuş olan çocuklar futbolu bir bilgisayar oyunu sanıyor. değil bahçeden meyve yemek hormonsuzunu bulabilsek ne ala.
ne yazık bir sihirli değneğim de yok geri dönemiyorum ve beni avutması için solmuş birkaç fotoğrafa güveniyorum….
