köfte dediğin ekmek arası….
şık restoranlar yerine salaş yerlerde yemeye ayrı bir merakım var. hele mekanın hikayesi bir seyyar arabadan, baraka gibi bir dükkandan başlıyorsa değmeyin keyfime. dekorasyona, sunuma, servise saygı duyarım ama bunlar yerine önümdeki lezzete odaklanmayı tercih ederim.
arabada satılan nohutlu pilavı, plastik tabakda yerim. bir kasa üzerine serilmiş gazete kağıdı, hamsi için en iyi servis masasıdır bana göre. çocukluğumda annemin sokağa salarken elime tutuşturduğu yarım ekmek arası sandviçlerden midir yoksa stad önünde yediğimiz tükürük köftelerinden mi bilemem ama köftenin adresi de tabak yerine ekmeğin arası gibi gelir bana.
bu sebeple büyükçekmece’deki tarihi ekmek içi köftecisi Halil usta arayıp da bulamadığım yer oldu. onun da yolculuğu bir el arabasıyla başlamış. mekanda köfteyi porsiyon yeme seçeneğiniz yok. yalnızca çeyrek, yarım, tam ekmek arasında mı yersiniz ona karar verebiliyorsunuz. şık peçeteler, marka çatal bıçaklar yerine taburelerde oturup, kağıda sarılıp önünüze getirilen köftenizi elde yiyorsunuz.
sonrasında yediğiniz sizi kesmiyor bir tane daha söylüyorsunuz….



